Amerika, Teksas eyaletine yolculuk

Yolculuğumdan önceki son bir haftam nasıl geçti, neler yaptım hiç hatırlamıyorum. Tek hatırladığım o büyük heyecanımdı. Bütün gün gideceğim anı düşünüp, geceleri zar zor uyudum. Gideceğim günün ertesi, heyecanım 3 katına çıkmıştı. Sürekli bavulumla uğraşıp, acaba bir şey unuttum mu diye düşünüyordum. Bir yandanda ailemden ilk defa uzak kalacak olmanın verdiği üzüntü.. Karmaşık duygular içerisindeydim. Uçağımız sabah 06:00 Atatürk Havalimanından kalkacaktı. O gece tabi ki uyumadım, ailemle birlikte hazırlandım. Saat 2 gibi yola çıktık. 3 gibi Havalimanına vardık. Diğer arkadaşlarımda geldi ve uçağa check-in yaptırdık. Geriye sadece 2 saat kalmıştı. Ailemizle son vakitlerimizi geçirdik. İşte en zor kısma geliyoruz. Pasaport kontrol sırasına geldik. O meşhur vedaların yaşandığı, gidenin arkasından bakılıp el sallandığı yere. Ailelerimizle vedalaştık, arkada yaşlı ve meraklı gözler bırakarak mükemmel bir maceraya doğru adımlar attık. Pasaport kontrolünden sorunsuz geçtik. Ve artık uçağa binme zamanı geldi. Uçağımız KLM Hollanda havayollarıydı, Amsterdam aktarması yapıp, Houston-Teksas’a gidecekti. Uçak saatimiz geldi ve uçağa giriş yaptık. KLM  Havayolları hakkında ki ilk izlenimlerim güzeldi. İlk olarak 3 buçuk saat uçuşla Amsterdama gittik. Tabi her Türk’ün çok sevdiği ve heyecanla beklediği uçak içi yemekleride anlatacağım. Amsterdam uçağında küçük bir kurabiye ve istediğiniz bir içecek ikram edildi. İlk yolculuğum kısa ve güzel geçti. Asıl yolculuk Amerikaya giden uçaktı. Amsterdam’a indiğimizde,  bizden 1 saat geri oldukları için saat 08:30 civarıydı. Amerika uçağımız 09:55’te kalkacaktı. 1 saat bekledik, ailelerimizi arayıp haber verdik. Amerika’ya giden uçağımız baya bir büyüktü. Tek sorunu koltukları çok dardı. Amerikaya gitmenin sevinciyle çok da sorun olmadı tabi. 10 saat süren bir yolculuk geçirdik. Nasıl geçti diye soracak olursanız. Biraz karnımız aç uçtuk diyebilirim. 2 kere yemek verildi ve verilen yemekler cidden çok kötüydü. En son pizzamsı bir şey yedik anca onla doyabildik. Tabi güzel bir yanını es geçemiycem. İstediğiniz alkollü ve alkolsüz içeceği alabiliyordunuz. E bunu gören Türk tabi ki yapıştırdı cevabı; RED WİNE PLEASE! Neyse şaraplar içildi, saatler geçti, Amerika’ya ulaşmıştık. Varış noktamız Houston-Teksas’a çok az kalmıştı. Derin bir oh çektim. Sonunda Amerikadaydım. Uçağımız indikten sonra tabi ki yolculuk maceramız bitmeyecekti. Houston’dan kalacağımız ve çalışacağımız şehire San Marcos’a gitmek için bir de otobüs ve taksi yolculuğu yapacaktık. Önceden otobüs biletlerini almıştık. İndiğimizde saat oraya göre 13:05’ti Bavullarımızı alıp havalimanından çıktık. Otobüs terminaline giden başka bir otobüse bindik. Terminale geldiğimizde 1-2 saat otobüsümüzü beklememiz gerekiyordu. Terminalin yakınlarında tanıdık bir cisim gördük, İŞTE MC DONALDS! Koşuşturarak gittik, karnımızda aç tabi. İçeri girdiğimde hayatımda ki en garip Mc Donalds’la karşılaştım. Gerçekten her türden insan vardı ve hepsi tip tip bize bakıyordu. Her an soyguna uğrayacakmış gibi hissettim. Sonradan öğrendik ki Houston Downtown (merkez) oranın en tehlikeli yerlerinden biriymiş. Zaten Teksas’la ilgili insanlarının manyak olduğunu bilmeyen yoktur.  Buradada delisinden tut, sapığına kadar her tür insanla karşılaştık. Gerçekten Amerika’nın özellikle Teksas’ın arka mahalleleriyle ve meşhur Homeless’larıyla (evsizler) ilk defa orada tanışmış oldum. Bu olanlardan sonra otobüse bindik ve evimize doğru yola çıktık . Otobüs 3 saat sürdü ve Austin şehrine geldik. Tabi bu arada hava karardı. Austin’den taksi bulup San Marcos’a gittik. Yaklaşık 30 dakika kadar yol sürdü.

  Geceyi geçirdiğimiz Hotel

Evimize giriş tarihimiz o gecenin sabahıydı, o yüzden evin yakınlarında bir hotel’de o geceyi geçirdik. Gerçekten telef olmuştum. Keşke bu kadar büyük bavul almasaydım diye ilk defa o gün kızdım kendime. Work and Travel’da büyük bavul götürmek pişmanlıktır.Bu konuyu ayrı bir konu başlığında anlatacağım. O hotel’e ulaşmamız bizim için bir zaferdi. Büyük bir yolculuktan sonra sabaha kadar dinlendik. Sabah olunca hotel’de kahvaltı yaptık.

                                                          Hotel kahvaltısı 
                                                Amerika’da ilk kahvaltım

 

Sonra oradan çıkıp 3 ay yaşayacağımız evimize gittik. İşte o eve girdikten itibaren gerçek Amerika maceram başladı.

Amerika’ya gitmek cidden zor bir yolculuktu diyebilirim ama her zorluğun sonunda bir güzellik vardır. Eğer yolculuk hakkında teredüttünüz varsa hepsini bir kenara bırakın. Uçağa binin ve arkanıza yaslanın. Sonrası rüya gibi gelecektir 🙂

Post Author
Eda Derman

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Join to instagram

Daha fazlası için: