ROMA’DA NE YENİR, NE İÇİLİR?

Merhaba arkadaşlar,

Bugün, Roma’ya giden bir çok kişinin arama butonuna en çok yazdığı konu ile karşınızdayım. Roma’da ne yenilir? Roma’da ne yenmez ki.. Gitmeden önce Roma’ya sadece yemek yemek için gidenleri duyar ve abartılı olduğunu düşünürdüm. Fakat şimdi..

Hayalinizdeki bir İtalyan mutfağından çok daha fazlasını vaat ediyor. Bu lezzetler hepimizin bildiği bir çok kez yediği fakat, çok daha lezzetlisi ve işin mutfağından. Roma sokaklarında tıka basa doyacağım için bomboş bir karın ile giriş yapıyorum. Öncelikle ispanyol merdivenlerinin karşı sokağında giriyorum. 

Meşhur makarnacı ‘’ Pastificio ‘’ den makarnamı alıp yiye yiye gidiyorum. Önünde uzun bir sıra vardı ben Temmuz ayında gittiğim için hareketli zamanına da denk gelmiş olabilirim. 4 Euro karşılığında plastik tabakta bir porsiyon makarna ve şarap veriyorlar. Mekan saat 15:00 civarı kapanıyor. Oldukça doyurucu bir porsiyondu fakat lezzet olarak böylesini yemedim diyemem. Aç olduğum için bi tatlı gelmedi değil ama.. 

Aynı sokakta devam ediyorum karşımda ünlü tramisu ve dondurmacı Pompi çıkıyor. Bunlar en son tattığım lezzetler, fakat yerken nasıl kendimden geçtiğimi sona saklıyorum. Ardından pompinin hemen ilerisindeki restaurant ‘Difrontea‘ e oturuyorum. Masaya pizzalar geliyor lazanyalar gidiyor… Lazanyayı anlatmaya yazılar yetmez. Hayatımda yediğin EN İYİ LAZANYAydı. Pizzalardan söylediğimiz margharita biraz kuru gelmekle beraber adını bilmediğim domatesli ve peynirli pizza çok farklı bir tada sahipti. Onunda hakkını vermek gerek.

Pompiye geçmeden önce ben bir Vatikana kadar yürüyüp geliyorum. Ve pompi….

Bir tramisu sever olarak ve İstanbul’da ne kadar meşhur tramisusu olan yer varsa gezmiş denemiş biri olarak, inanın bana bu tramisu daha önce yediklerinize asla benzemiyor. İçerisi çok kalabalık tramisumuzu alıp dışarıya çıkıyoruz hava da biraz serinlemiş oluyor ve sokağa oturup başlıyoruz tramisularımızı kaşıklamaya. Bu lezzet anlatılmaz yaşanır diyorum.

      

      

ve Pompi’nin karşısındaki GERÇEK dondurma satan ‘Giolitti‘ ye giriyoruz. ordan da bir kaç cup dondurma alarak günün yemek faslını kapatıyoruz. Dondurmada çok farklı çeşitler var fakat dondurmada ne kadar çok yol katettiğimizi ve bir Maraş klasiği olduğunu anlamadan geçemedim.

Bunlar benim yaptıklarım, denediklerim ve beğendiğim şeylerdi. Ben İtalya’ya bir kez de daha sonra denemek istediklerim için gelebilirim. Ve bir sonraki gelişimde de deneyimleyebileceğim restaurantları aşağıya yazacağım. Umarım gitmek isteyen herkese bu yazım faydalı olur. Detaylar hakkında soruları olan bana maille ulaşabilirler. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.. 🙂

Post Author
Cansu Çekirdekoğlu

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Join to instagram

Daha fazlası için: