Viyana’nın Görkemli Saraylarında Gizemli Aşk!

Viyana-Prag-Budapeşte rotalı gezimin ilk durağı Viyana idi. Gitmeden önce kısa bir araştırma yapmıştım. Avusturya’nın başkenti olan bu güzel şehire uçakla indiğinizde şehirden burnunuza buram buram tarih kokusu geliyor. Çünkü ordaki insanlar tarihlerine çok bağlılar ve Nazi Almanya’sına rağmen buna çok güzel sahip çıkmışlar. Tabii ki bunu turizm için oldukça güzel kullanıyorlar.

Tarihlerini bu kadar çok sevmelerinin sebebi imparatoriçelerine olan hayranlıklarıda diyebiliriz. O zaman biraz anlatmaya başlayalım;

Ağustos 1854’te, o zaman 16 yaşında olan Elisabeth, kuzeni olan Franz Joseph ile evlendi.

Elisabeth Sisi, saray hayatını reddeden, mütevazı ve halkın gözdesi bir imparatoriçeydi. Franz Joseph Sisi’ye delice aşıktır. Onu mutlu etmek için elinden gelen herşeyi yapar. Fakat Sisi bu evliliği hiçbir zaman onaylamaz. Saray hayatını reddeder. Hayatı boyunca bu mutsuzlukla yaşar.

Kendi bakımına çok önem veren Sisi, çoğu zaman açlık diyetleri yapar bu nedenle akşam yemeklerine katılmazdı. Franz Joseph genelde yemeklerini yalnız yerdi. Güzelliğinin farkındaydı fakat bunu kaybetmemek için hep spor yapardı. Kişisel odasında da bunu anlayabileceğimiz aletler bulunmaktadır.

Peki Franz ve Sisi nerede yaşamışlar?

Viyana, gerek mimari gerekse kültürel açıdan Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biridir. Birbirinden görkemli 3 tane sarayı var Viyana’nın.

Schönbrunn Sarayı, Habsburg Hanedan’ının yazlık sarayıdır. Yazın tatil amaçlı ve avlanmak amaçlı kullanılan bu saray, 6 senelik uğraştan sonra imparatoriçe Maria Theresia tarafından tamamlatılmıştır.

1400‘den fazla odası bulunan Sarayda, tüm odaları gezmek mümkün değil. Fakat sarayın tamamını gezmek yarım gün sürmektedir. 5 farklı bilet tipi ile herkesin gezmesini sağlamışlar. Saray için bilet aldıktan sonra doğudan batıya 1.2 km, kuzeyden güneye yaklaşık bir kilometre uzanan bahçeyi gezebiliyorsunuz.1996’da UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde sarayla birleştirilmiştir.

İmperial Tour ile 30-40 dakika süre ile 22 oda görebiliyorsunuz. Bu turda Franz Joseph ve Sisi’nin devlet odalarını ve özel dairelerini göreceksiniz. Fiyatı ise 14.20€.

Grand Tour ile 50-60 dakika süre ile 40 oda görebiliyorsunuz. Bu turda imparatorluk çiftinin devlet odaları ve özel dairelerinin yanında, Maria Theresia zamanından 18. yüzyıldan kalma değerli iç mekanları da görebilirsiniz. Fiyatı ise 17.50€.

Sisi Ticket ile 1 gün süreli Schönbrunn Sarayı, İmparatorluk Mobilya Koleksiyonu, İmparatorluk Daireleri ile Hofburg Sarayı, Sisi Müzesi ve İmparatorluk Gümüş Koleksiyonunu görebiliyorsunuz. Kısacası bu ilgili olanlara gerçekten hitap eden bir bilet. Fiyatı ise 29.90€.

Classic Pass ile bahçelerle beraber mükemmel bir rota belirleyebiliyorsunuz. Privy Bahçesi ve labirente de girebildiğiniz bu bilet 3-4 saat sürelidir. Fiyatı 24€.

 Belirtmek gerek; bu fiyatlar tam bilet fiyatıdır. Öğrencilere, ailelere ve çocuklara çok daha uygun fiyatlı gelmektedir.

Fiyatları Türk Lirasına çevirince biraz fazlada olsa, içeride gördükleriniz sizi büyülüyor, eski imparatorluklara doğru hayali yolculuğa başlıyorsunuz. Tüm odalar ve eşyalar olduğu gibi kalmış, üstelik hangi tura katılırsanız katılın kulağınızda kulaklıkta bir rehber oluyor. Her dilde dinleyebildiğiniz bu rehber Türkçe’de hizmet vermekte. Böylelikle hiçbir ayrıntıyı kaçırmıyor, daha net bilgilenebiliyorsunuz.

Birbirinden ihtişamlı yemek odaları, yatak odaları ve çalışma odaları birbirine bağlı hepsinin ufak hikayesi var. Odalardan birinde Mozart’ın 6 yaşında ilk konserini bizzat Saraylılara verdiği biliniyor. Odanın içinden geçerken gözlerinizi kapatıp şöyle bir mırıldanınca gerçekten ordaymış gibi hissediyorsunuz..

Sarayının duvarları tarihsel belge sayılabilecek nitelikte tablolarla dolu. Fransız İhtilalinden, Monarşinin düşüşüne kadar bir sürü tablo bulunmaktadır.

İmparatoriçe Sisi evliliklerinden sonra fırsat buldukça saraydan kaçmaya başlar. Her defasında Macaristan’a kaçan Sisi’nin bu sayede kendine güveni gelir ve oğluna soylu öğretmen tutmak yerine halktan bir öğretmen tutmaya karar verir. Bu sayede iyice göze batmıştır. Sisi 1898’de bir İsviçre ziyareti yaparken Cenevre’de Luigi Lucheni adlı bir anarşist tarafından bıçaklanarak öldürülmüştür.

Franz Joseph, bu olaydan sonra Schönbrunn Saray’ında kendi yatağında vefat eder. Saray’da bu yatağıda olduğu gibi görmek mümkün. Fakat görünce insanın içi bir tuhaf oluyor. Çünkü saraylarda yaşamış delicesine bir aşka sahip bir adamın aksine, hiçbir gücü olmayan ve fakirler gibi bir ölümle son bulmuştur hayatı.

O kadar aşıktır ki; ve sarayı gezerken insanı büyüleyende budur. Bir gün muhafızlarına şöyle der: “Bu kadını ne kadar çok sevdim bilemezsiniz…”

Daha öncede bahsettiğim üzere bu sarayı gezerken gözünüzden bir damla yaş akmaması mümkün değil..

Bir diğer saray ise, Viyana Hofburg imparatorluk Sarayı’dır. Kış aylarında kullanılan bu sarayda 3 bölüm bulunmaktadır. Sisi Museum, Gümüş Koleksiyonu ve İmparatorluk Daireleridir.

Avusturya’nın Hürremi olarak anılan Sisi’nin müzesinde kıyafetleri, kullandığı eşyalar, Avrupa’yı gezerken kullandığı at arabasının bir örneği bulunmaktadır. Hayat hikayesini anlatan kısa bölümlerde bulunur. Ayrıca Sisinin ölümüne sebep olan bıçak da müzede sergileniyor.

Gümüş Koleksiyonları bölümü ise insanı tamamen büyülüyor. Şaşırılacak kısım ise sergilenen takımlar var olanların yarısı bile değilmiş çünkü çoğu savaş esnasında eritilerek satılmış.

Yukarıdaki fotoğraf  Franz ile Sisi’nin aşkını simgeleyen minik bir heykeldir. Hofburg Saray’ında Gümüşlük Koleksiyonlar’ın arasında sergilenmektedir.

Hofburg Sarayı Schönbrunn Sarayı’na göre mütevazıdır. Odaları daha sadedir. Ki içinde hayvanat bahçesi olan bir sarayla neyi kıyaslayabilirizki..

Viyana’da ki bir diğer saray ise Belvedere Sarayı’dır. İki parçadan oluşan Barok tarz bir saraydır. Şehrin biraz dışında kalan bu güzel sarayın içinde belvedere müzesi bulunmaktadır. Dediğimiz gibi iki bölümden oluşmaktadır; Yukarı Belvedere ve Aşağı Belvederedir. Yukarı Belvedere’de kalıcı eserler sergilenirken, Aşağı Belvedere’de geçici eserler sergilenmektedir. Bunlar son derece önemli tablolar ve heykellerdir. Maalesef fotoğraf çekmek yasak..

Saray, Orta Çağ’a ve Avusturya Barok dönemine ait en önemli eserlere ev sahipliği yapmaktadır. Gustav Klimt, Vincent Van Gogh, Hans Makart, Rudolf Wacker gibi ünlü ressamların orjinal tablolarını görebiliyorsunuz.

Gelelim bizim için bu sarayın önemine; Bu saray Viyanalılar için önemli olan Prens Eugen’e Osmanlı’lardan hediye edilmiştir. Bunun karşılığında Osmanlı’lar dan Belgrad’ı almışlardır. Yani bir yandan bakıldığında girdiğinizde kendinizi deplasmanda hissettiğiniz, bir yandan da bizim bir parçamız dediğiniz bir saray Belvedere 🙂

Belvedere sarayının diğer bir özelliği; 15 mayıs 1955’de Avusturya’nın 2. Dünya savaşından sonra özgürlüğüne kavuştuğu antlaşma burada imzalanmıştır.

Bu sarayı gezerken alabileceğiniz birçok bilet tipi var. 20€ ve 7€ arası fiyatlar. Aşağı ve Yukarı Belvedere için ayrı ayrı bilet alabildiğiniz gibi bir arada da alabiliyorsunuz.

Schönbrunn Sarayı’nın ihtişamına hayranlığımdan yazmaya başladığım bu yazımda, diğer 2 saraydan da bahsetmeden edemedim. Gerçekten tarihlerine, imparatoriçelerine, kültürel zenginliklerine bağlılıkları beni mest etti. Gittiğiniz zaman saraylara verdiğiniz ücretler buna değiyor 🙂

 

Post Author
Melek Karataş

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Join to instagram

Daha fazlası için: