Work and Travel ve Vize süreci

En güzel, en eğlenceli, en maceralı, en yorucu; kısacası hayatımın ‘en’lerini yaşamamı sağlayan program Work And Travel. Üniversite yıllarınızdaysanız ve fırsatınız varsa kesinlikle yapmanız gereken şeylerden biri.

Brooklyn Bridge, New York.

Peki nedir bu Work and Travel?

Work and Travel programı, ABD tarafından hazırlanmış, dünyanın çeşitli bölgelerinden binlerce öğrenciye Amerika’da yasal olarak çalışma, konaklama ve gezme imkanı sunan kültürel değişim programıdır. Yaz tatilinde Amerika’nın her hangi bir eyalatinde, deneyim gerektirmeyen işlerde 3-4 ay çalışıp, çalışma izniniz bittikten sonra da 28 gün Amerika’da gezebilirsiniz.

Katılma şartları nelerdir?

Öncelikle Üniversite öğrencisi ve minimum bir İngilizceye sahip olmanız gerekiyor. Daha sonrasında vize almanızda zorlanmamak için Üniversite not ortalamanızın minimum 2.00 olması ve Üniversitede son senenizde olmamanız sizin için daha iyi olur.

Nasıl giderim?

Work and travel’a gitmek için bir sürü aracı şirketler var ama şirket ve sponsor seçimi çok önemli. Her şirketin sağladığı eyaletler ve işler farklı. Her şirketin aldığı program ücreti farklı. Genellikle program ücretleri 1500-2000 USD arasında değişiyor. Daha ucuz diye kötü bir şirketle gitmeniz yerine en iyisiyle gitmenizi öneririm. Şirket seçiminiz sizin Amerika’daki yaşayacağınız eyaleti, çalışacağınız işi, kazanacağız parayı, konaklamanızı, güvenliğinizi kısacası yaşayacağınız her şeyi etkileyecektir.

Nasıl işlerde çalışabilirim?

İşler deneyim gerektirmeyen genellikle mevsimsel işlerden oluşur. Amerika’da çalıştığınız saat üzerinden ücret alırsınız. Saatlik ücretler çalışacağınız işe göre 6-10$ arası değişir. Haftada 30-40 saat çalışabilirsiniz. 40 saatten fazla çalışmanız fazla mesaiye yani overtime’a girer ve fazladan çalıştığınız saatler için 1,5$ katı para alırsınız.

Büyük su parklarında Cankurtaranlık, eğlence parklarında fotoğrafçılık, garsonluk, otellerde oda temizliği (house-keeping), fast food zincirlerinde veya restaurantlarda kasiyerlik.. bunlar gibi bir çok işte çalışma fırsatınız var.

Kendizi geliştirmek, yeni kültürler tanımak, ailenizden, arkadaşlarınızdan kilometrelerce uzaklıkta Amerika gibi bir yerde yaşamak, kendi paranızı kazanmak, ayaklarınızın üstünde durmak. New York, Miami, California ve bunun gibi bir sürü mükemmel yerleri gezip görme şansı. Kısaca söylemek gerekirse Work And Travel programı, fırsatınız varsa ve güzel değerlendirilirse hayatınızın en’lerinden biri haline gelecektir. Benim öyle oldu.. 

Top Of The Rock, New York

Benim Work and Travel maceram şöyle başladı. Aslında üniversitenin ilk yıllarından beri istiyordum ama bazı nedenler yüzünden sürekli ertelemek zorunda kalmıştım. 2015 yılının son demlerinde kesin olarak gitmeye karar verdim. 3 arkadaşımla beraber bu zorlu ve heyecanlı yolculuğa adım attık. Aileden izin alma, şirket seçimi, ödenecek paraların hesaplanması derken her şeyi yavaş yavaş hallettik.Giden arkadaşlarımın ve şirketin de tavsiyesiyle Texas eyaletine gitmeye karar verdik. Texas’ın New Braunfels şehrinde, su parkında cankurtaran pozisyonunda iş seçimi yaptık. Tabi cankurtaranlık işini gitmeden önce çok eğlenceli ve güzel bir iş olarak düşünüyorduk. İş’te yaşadıklarımı ve cankurtaranlığı ayrı bir yazımda anlatacağım :). Süreçler git gide daha zor ve stresli olmaya başladı tabi. İlk başta Amerikadaki işverenlerle iş görüşmesi yaptık. Daha sonrasında cankurtaranlık için yüzme sınavına girdik. Bildiğin kapalı su havuzunda, 300 kişinin gözü önünde, teker teker 100 metre yüzdük. Herkesin izlemesi yetmezmiş gibi biri de sizi videoya çekiyor işverene yollamak için. Bir de bunların üstüne haberciler geldi. Röportaj yaptılar. ”AMERİKA HAYALLERİ İÇİN KULAÇ ATTILAR” başlığıyla televizyonada çıktık.Her neyse bunlarda neymiş diyeceğimiz kısıma yaklaşıyorum. Vize alma süreci.. Öyle bir süreç ki bu sanırım tüm WAT yapacakların en çok korktuğu şey. Vize’yi alırsan aylardır beklediğin hayallerine bir adım daha yaklaşacaksın ama eğer alamazsan.. yazmak bile istemiyorum. Vize görüşmesine gitmeden önce kaç kere Google’da ‘AMERİKA VİZE GÖRÜŞMESİNDE NE SORULUR’ diye arattığımı bir ben bilirim.. Tabi bu sırada görüşme günü gelip çattı. Konsolosluğa korkarak adım adım gittim ve Amerika Konsolosluğunu görünce korkum 5 katı arttı. Neyse Konsolosluğun karşısında bir çaycı var oturduk görüşme saatimizi bekliyoruz. Telefon sokmak yasak olduğu için telefonları çaycı amcaya emanete bıraktık. Belgelerimizi tekrar kontrol ede ede, minik adımlarla Konsolosluk kapısına doğru ilerleyip sıraya girdik. İçeriye girdik, içerisi bin katı gergindi. Tabi heyecandan ne yapılır bilmiyoruz geçtik oturduk köşeye. Sonra bir görevli geldi ”sıra numarası aldınız mı?” dedi. Bizde almadığımızı söyledik. Girişteki masayı gösterdi oradan sıra numarası alacakmışız. Heyecandan bir şey gördüğümüz mü var diyemedik tabi. Gittik masaya sıra numarası istedik, görevli sinirli bir şekilde ”buraya elinizi kolunuzu sallayarak giremezsiniz, bakın herkes numara almış siz niye almadınız?” diyerek bizi bir fırçaladı sonra da bize gitti en sonuncu numaraları verdi. Bir bu eksikti diyerek dahada gerildik oturduk sırayı beklemeye başladık. Baktım herkes dua filan okumaya başlamış. Yüzler kıpkırmızı. Sırası gelen, vize reddi yiyen ağlayarak gidiyor. Olanları göre göre neredeyse ağlayacak duruma geldik. Numaralar sonlanmaya başlayınca ingilizceyi bırak türkçeyi filanda unuttum heyecandan bayılacaktım. Sıra bana geldi. Derin bir nefes alıp yavaşça gittim.. Hello, mello ilk evreyi geçtik. Belgelerimi incelemeye başladı. Tabi en önemlisi açtı Transkriptimi başladı derslerle ilgili sormaya. Sonrasında 3 soru sordu. ‘ Texas’ta nereye gidiyorsun?’ , ‘ Ne zaman yüzmeyi öğrendin?’ ve ‘Su parkında biri boğulursa naparsın?’. Bu sorularıda bayılmadan cevapladıktan sonra baktım soru sormalar durdu, belgelerime mühür basmaya başladı veee o meşhur ‘VİZENİZ ONAYLANDI‘ yazan kağıdı uzatarak Tebrikler dedi..Hayatımın en korkutucu saatlerinden sonra derin bir oh çektim. Arkadaşlarımda sorunsuz vizelerini almıştı ve sonrasında orayı mutlu bir şekilde terk ettik. Vizeyi aldığımdan mıdır nedir bilmiyorum ama sonradan aslında o kadar korkulacak bir şey olmadığını anladım. İngilizceniz birazcık iyiyse, ne dendiğini anlıyorsanız, cevap verebiliyorsanız bir sorun olmuyor. Çünkü aslında görüşmede baktıkları şey; Amerika’da çalışırken insanlarla iletişim kurabilecek durumda olmanız ve Amerika’ya temelli yerleşme planları yapmamış olmanız :). Not ortalamasına ve Üniversite’de son senede olmanıza takılmalarıda bu yüzden. Not ortalamasıda düşük hemde son senesinde olanlara ‘bu kesin oraya gider kaçak olarak yerleşir’ gözüyle bakılıyor bazen. Ama hiçbiri sorun edilecek ve kaygılanacak şeyler değil. Bir kere olmazsa bir kere daha denersiniz. O da olmadı seneye denersiniz.

Work and Travel’ın her süreci için diyebileceğim tek şey, kendinize çok güvenin ve cesaretli olun, gerisini düşünmeyin. 🙂

Merak ettikleriniz ve sorularınız için alt tarafa yorum bırakabilir veya iletişime geçebilirsiniz 🙂

Post Author
Eda Derman

Comments

3 Comments
  1. yazar:
    Gürkan Şensu
    Şub 1, 2017 Reply

    SA. Benim okulum bitmedi dersler kaldı falan. Hatta 1 sene daha uzadı. Ben WAT yapabilir miyim acaba? Sadece ortalamanın 2 olması yeterli mi ?

  2. yazar:
    Merve
    Nis 4, 2017 Reply

    Merhaba Work and Travel’a hangi şirketle gittiniz?

    • yazar:
      Eda Derman
      Nis 6, 2017 Reply

      Merhabalar 🙂 Oxford House şirketiyle gittim.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Join to instagram

Daha fazlası için: